TÜRKİYE’NİN CDS PRİMİ NEDEN YÜKSELİŞE GEÇTİ?

1076

CDS (Credit Default Swap) ya da diğer adıyla kredi risk primi, bir ülkenin borçlarını geri ödeyememe riskine karşı bir sigorta maliyetidir. Peki ne oluyor da bir ülke borçlarını geri ödeyememe ve o borcun alacaklısı da alacağına ulaşamama riskiyle karşı karşıya kalıyor?

Öncelikle merkez bankası rezervlerinde erime, vadesi kısalan dış borç, yüksek cari açık, enflasyon, kur oynaklıkları, siyasi ve ekonomik belirsizlikler, makroekonomik göstergelerdeki bozukluklar, o ülkenin CDS’sini yükselten temel faktörler.

CDS, 2018 yılı ikinci çeyrekten sonra kulağımıza daha çok çalınmaya başlandı. CDS’nin 500’ü aştığı o dönemde yaşanan kur sıçramaları sonrasında dış borç yükümlülüklerimiz döviz cinsinden artmaya başladığı için gözler Türkiye’ye çevrildi. Ardından pandemi döneminde 600 ve küresel risk iştahının düşmeye başladığı 2022 Temmuz sonunda CDS 900’ü geçti.

Mayısın 26’sı itibariyle CDS 697 bp. Seçimin ilk turu yani 15 gün öncesinde 505 bp idi. Seçim hem ümidi hem de belirsizliği beraberinde getiriyor. Bu belirsizlik sadece seçim sonuçları ile ilgili değil, aynı zamanda kim kazanırsa kazansın ekonomi politikalarının yönü açısından da geçerli.

Türkiye’ye S&P ve Fitch tarafından verilen kredi notu B negatif. Bu not, yatırım yapılabilir ülkenin 5, 6 derece altında. Ayrıca bugünkü şu ekonomik görünüm de CDS’nin yükselişini açıklar nitelikte: Devam edegelen gevşek para politikasına rağmen makroihtiyati önlemlerle daralan kredi hacmi, dolarizasyon, rekor cari açık, yüksek enflasyon, swap hariç -60,3 milyar $ olan MB rezervleri, -150 milyon $’lık net uluslararası rezerv, bir yılda %35 artan kısa vadeli dış borç stoku ve seçim ekonomisinin bozduğu mali disiplin…

Uzun zamandır artan finansman ihtiyacı ve CDS’nin yükselişi net uluslararası yatırım pozisyonuna da olumsuz yansıyor. Türkiye, para birimi itibariyle rezerv paraya sahip olmadığı için, dış yükümlülüklerini yerine getirmede bu finansman güçlüğünü sıklıkla yaşıyor. Döviz varlıklarının hacmi ölçüsünde dış yükümlülüklerini yerine getirebileceğinden döviz kurunun, faizin doğru fiyatlamasını yapmak durumunda. Aksi halde bu paradoksal durumdan çıkış zor.