KAMU BORÇ YÖNETİMİNDE BİLİNMEYENLERDEN BİLİNENLERE..

KAMU BORÇ YÖNETİMİNDE BİLİNMEYENLERDEN BİLİNENLERE..

Borçlanmada alınacak kararlardan en önemlisi, borçlanmanın içeriden mi yoksa dışarıdan mı yapılacağıdır. İç borçlanma, yurtiçinde bir kaynak transferi olarak nitelendirilirken, dış borçlanma ülkeye borç miktarı kadar yeni bir kaynak transferidir. İç borçlanmanın geri ödenmesinde yerli para geçerli iken, dış borçlanmada ise geri ödeme yabancı para birimi ile gerçekleştirilir.

Borçlanmada alınacak bir diğer önemli karar da, borcun döviz cinsinden mi yoksa yerli para cinsinden mi yapılacağıdır. Ülkeye döviz girişinin dış ticaret dengesi üzerindeki olumlu etkilerinin yanında, geri ödenmesinde döviz gelirlerine olan ihtiyacın şiddeti artar. Borç stoku içerisinde yabancı para cinsinden borcun payının yükselmesi, ani ve hızlı döviz kuru artışı karşısında borcun maliyetini yükseltir. Söz konusu riske karşı yerli para biriminden yurt içi borçlanma, yabancı para biriminden dış borçlanmanın sağladığı uzun vadeli borçlanma olanağını sunmayabilir ve kısa vade nedeniyle bir borç yenileme riski oluşabilir.

Görüldüğü üzere kamu borç stokunun kaynak, döviz, faiz ve vade yapısı, borç yönetiminde büyük öneme sahiptir. Bir ülkenin artan kamu borç stoku düzeyinde yerli para birimi ile dış piyasalardan borçlanamaması sonucu finansal sistemlerinin kırılgan hale gelmeye başlaması ve iç piyasada yerli para biriminden uzun vadeli borçlanma yetisini kaybetmesi, “Original Sin – Orijinal Günah” kavramı olarak ifade edilir. Bu kavram, 1999 yılında Eichengreen ve Hausman’ın öncü çalışmaları ile literatüre kazandırılmış, Eichegreen, Panizza ve Hausman (2003, 2005)’ın katkılarıyla orijinal günah literatürü genişlemiştir.

Orijinal günah, yurt içi ve yurt dışı orijinal günah olarak ikiye ayrılır. Yurt içi orijinal günah, bir ülkenin yurt içi piyasalarda yerli para biriminden sabit faizle ve uzun vadeli borçlanamaması.Yurt dışı orijinal günah ise yerli para birimi ile yurt dışı piyasalardan borçlanamamasıdır.

Türkiye’de yurt içi orijinal günah sorunu, borcun kompozisyonunu değiştirmeye yönelik adımların atılmasına yol açmıştır. Kamu borç yönetiminde Hazine Müsteşarlığı’nca 2004 yılından bu yana uygulanan “Stratejik Ölçüt”lere göre nakit iç borçlanmanın daha çok sabit faizli ve TL cinsinden gerçekleştirilmesi, dövize endeksli iç borçlanma yapılmaması ve döviz cinsinden iç borçlanmanın sınırlandırılması amaçlanmaktadır.Günümüze dek döviz cinsinden senetlerin ve dövize endeksli senetlerin payı minimuma indirilmiş, borçlanma stratejisine uygun olarak TL cinsi senetlere ağırlık verilmiştir.

Ancak her dönemde kamu borç yönetimine kılavuzluk eden Stratejik Ölçüt’lere bağlı ve istenen borçlanma stratejisi izlenemez. Ülkedeki ekonomik konjonktür, yatırımcıların geleceğe yönelik risk algılaması ve bu çerçevede kamu sektörüne borç verme konusundaki isteksizlikleri kamu borç yönetiminin etkin bir şekilde yürütülmesinin önündeki engellerdir. Böyle bir ortamda alınan kararlar, ülkenin kurumsal yapısı, kredibilitesi, döviz kuru rejimi, finansal piyasaların derinliği, uluslararası konjonktür ve makroekonomik değişkenlere bağlı olarak alınır. Tüm bu faktörlerin belirleyiciliğinde farklı fayda ve zararlar yaratır.

 

Diğer Yazılarım