Viyana’nın Kafeleri

 

Viyana kahvesi, Osmanlı’nın ikinci kuşatmasıyla kahve batıya geçtiği ve onlar da çok güzel sahiplendikleri için, Fransız kahvesinden daha da fazla ünlenmiştir. Ancak bu haklı üne en büyük katkıyı yapan, Viyana kahvesinin lezzeti ve aroması dışında, kafelerin tarihi özellikleri ve kahvenin yayında yenen Viyana’ya özel tatlılardır (apfelstrudel, kaiserschmarren, sachertorte vb).

Cafe Imperial (Karntner caddesi, no. 16)

1873’de Viyana’nın en güzel caddesi olarak kabul edilen Karntner Caddesinde açılan Cafe Imperial, Viyana Opera Binasının karşısında ve Hotel Sacher’in kafesi olarak hizmet vermektedir. Kafenin içi, tarihi özelliği nedeniyle adeta bir müzeyi andırmaktadır.

Viyana, lezzet düşkünleri için kahve, elma strudel (apfelstrudel), imparator tatlısı (kaiserschmarren) ve sacher turta (sachertorte) demek. Ünlü sacher turta da Hotel Sacher ile birlikte bulunan ve Viyana’nın en lüks kafesi olan Cafe Imperial’de yenir. Bu mekanda fonda her zaman bir piyano müziği duyabilirsiniz.

Cafe Prückel (Stubenring, no. 24)

Oldukça canlı bir atmosfere sahip, biraz halkla iç içe zaman geçirilebilecek kadar doğal bir mekan olan Cafe Prückel, Stadt-Park ve Tuna kanalı yakınında bir konumdadır.

Yakın zamanda yenilenen ve restore edilen kafede, masaların rengi, örtü ile kumaşların kalitesi sizi şımartacak kadar elittir. Kafenin tavan süslemesi çok zarif bir Art Nouveau stiline sahiptir.

Genelde oturacak yer bulmak zordur, ama bulursanız kaiserschmarren en ünlü tatlısıdır.

Cafe Hawelka (Dorotheergasse, no. 6)

Cafe Hawelka, kesinlikle Viyana’daki en ünlü ve sevilen kafelerden biridir. Hem turistleri hem de Viyana’lıları mıknatıs gibi kendine çeker. Kafe, Stephanplatz’a çok yakın bir konumdadır.

Bu kafede ilk başta bir bohem hava var sanki. 1939’da açıldığında mekan ahşap portmanto, lamba ve ahşap masalar ile dekore edilmiş ve o günden bu güne aynı eşyalar kullanılıyor. Zaman durmuş gibi. Burası geçmişi solumak ama lezzeti tatmak için harika bir mekan. En ünlü tatlısı, şekerle kaplı reçelli bir çörek.

Cafe Central (Herrengasse, no. 14)

1868 yılında Palais Ferstel’in zemin katında açılmış olan Cafe Central, Viyana’daki en ünlü ve mimari açıdan en ilginç kafelerden biridir. Burası açıldığı andan itibaren yazarlar, müzisyenler ve düşünürler için ideal bir buluşma yeri olmuş (devrimci L. Troçki ve S. Freud dahil). Hatta Avusturyalı şair Peter Altenberg’in oturur vaziyetteki çok gerçekçi bir figürü tam girişte sizi karşılıyor, eski müdavim hiç oradan ayrılmamış gibi hissettiriyor.

1868’de açılmış olan Cafe Central’ın uzun bir geçmişi var, ancak gerçek ününe 1897’den sonra kavuşmuş. O yıllarda bir başka ünlü kafe olan Cafe Griensteidl kapılarını 1897 yılında kapattığında, tüm bu düşünür ve yazarlar adeta evsiz kalmış, bu tarihten sonra da Cafe Central’in ünü giderek yayılmış.

Bu tarihi, şık ve müzik dolu mekanda (eğer yer bulabilmek için kapıda en az bir saat beklemeyi göze alırsanız) müzik eşliğinde Viyana kahvesinin, elma strudel’in keyfini çıkarabilirsiniz.

Viyana’nın Anıtları

 

Veba Sütunu (Pestsäule)

Avrupa’da veba 14. yüzyılda zirveye ulaşmış, Avrupa nüfusunun % 25’ini yok etmiş. Veba, 17. yüzyılda tekrar hortlamış ve can almaya devam etmiş. Viyana da bu tekrarlayan salgınlara yakalanmış.

Viyana, 17. yüzyılda Avrupa genelinde sıkışık, kirli ve sağlıksız bir şehir olarak bilinirmiş ve vebaya genellikle Avrupa’nın diğer bölgelerinde “Viyana Ölümü” denirmiş. Veba en sonunda bittiğinde Viyana’da yaklaşık 76 bin kişi hayatını kaybetmiş.

Viyana’da veba salgınlarından kurtuluşu simgeleyen pek çok anıt vardır. Bunlardan en ünlüsü veba salgınında şehirden kaçan İmparator Leopold I.’in Meryem’e, Viyana’yı vuran veba salgınından kurtardığı için şükretmesinin nişanesi olarak inşa edilen sütundur. Veba sütunu 1679’daki büyük salgının ardından dikilmiştir ve en ünlü cadde olan Graben’dedir.

Graben Caddesi ve Veba Sütunu

Diğer adı Merhamet Sütunu olan anıt ilk olarak ahşaptan yapılmış. Mevcut sütun ise 1694’te açılmıştır. Pestsäule’in her yerinde birçok ayrıntı vardır ve oldukça karmaşık detaylarla doludur. Vebadan halkını kurtardığına inanan Leopold I. anıtta ön plandadır. Ayrıca bu sütunda 1683 Osmanlı kuşatmasına ilişkin zaferin kutlandığına ilişkin vurgular da vardır.

Veba Sütunu

Maria Theresia Heykeli

İmparatoriçe Maria Theresia, Avusturya’nın sosyal ve ekonomik yaşamında çok önemli reformlara imza atan önemli bir kişilikti.

Ringstraße üzerindeki Maria Theresien Platz’da, Sanat Tarihi Müzesi ile Doğa Tarihi Müzesi arasında çok güzel bir bölgede yer alan bu heykel, şehirdeki Habsburg monarşisinin en önemli anıtıdır. Kaspar von Zumbusch tarafından 13 yıl boyunca inşa edilmiş ve 1888’de İmparatoriçe Elisabeth (Sisi) zamanında ortaya çıkarılarak meydana yerleştirilmiştir.

Maria Theresia Heykeli

Bu anıtın yüksekliği yaklaşık 19 metredir. Maria Theresia figürü de yaklaşık 6 metre yüksekliktedir. Anıtta, İmparatoriçenin etrafını saran komutanları, danışmanları ve sanatçıları gibi saltanatını simgeleyen kişiler bulunmaktadır.

Athena Heykeli ve Çeşmesi (Athenebrunnen)

Parlamento binasının önünde yer alan, 1902 yılında bugünkü yerine yerleştirilmiş olan bilgeliğin tanrıçası Athena’nın heykeli, 5 metre yüksekliğindedir. Athena, bu anıtta sol elinde bir mızrak tutuyor, sağda ise zafer tanrıçası Nike’yi temsil ediyor.

Athena heykeli bir çeşme üzerine kuruludur ve etrafı bazı figürlerle çevrilidir. Athena’nın solunda kılıcı olan kadın yürütme organını ve sağda kitaplı kadın yasama organını simgelemektedir. Ortadaki amfora ile öndeki iki heykel Avusturya’daki nehirleri ifade etmektedir. Çeşmenin temelinde, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun en önemli dört nehrine ait dört alegorik heykel vardır. Bu heykellerden öndekiler Tuna ve Po, arkadakiler de  Elbe ve Vitava nehirleridir.

Athenebrunnen

Marian Sütunu (Mariensäule)

Bu güzel anıt, Am Hof Meydanındadır. Am Hof Kilisesinin önündeki Marian Sütunu 30 yıl savaşları sırasında İsveç kuvvetlerini püskürttüğü için Aziz Mary’ye teşekkür etmek için İmparator Ferdinand III. tarafından ısmarlanmış ve 1664 ile 1667 arasında inşa edilmiştir.

Mariensäule

Mozart Anıtı

Burggarten’deki en ünlü heykellerden biri, parkın hemen girişinde bulunan ve kameralarla turistler tarafından her zaman kuşatılmış olan Viyana’nın gururu Mozart Anıtı’dır. Anıtın orijinal konumu 1896’dan 2. Dünya Savaşı sırasında zarar görene kadar Albertinaplatz’daydı. Savaş sonrası dönemde restore edilen heykel 1953’ten beri bulunduğu Burggarten’deki yerine taşınmış.

Mozart Anıtı

Heykel 7.5 metre yüksekliğinde ve heykeltıraş Viktor Tilgner’in en büyük eseri olarak kabul ediliyor. Ancak heykeltraş, heykeli zamanında bitirebilmek için yorucu günler geçirmesinin ardından, heykeli tamamlamayı başardığı gün kalp krizi geçirerek ölmüştür.

Leopold Çeşmesi (Leopoldsbrunnen)

Viyana’nın en eski çeşmelerinden biri olan Leopold çeşmesi, Stephenplatz’da, Graben caddesi üzerinde, Veba Sütunu’na yakın bir konumdadır.

Leopold Çeşmesi

Çeşmenin üstünde İmparator Leopold I.’in heykeli bulunmaktadır. Çeşme daha çok yangınlara karşı kullanılmak için 15 yy.’da yapılmış.

Goethe heykeli (Goethedenkmal)

Alman şair Johann Wolfgang von Goethe’nin oturur şekildeki heykeli, 1900 yılında heykeltıraş Edmund von Hellmer tarafından inşa edilmiştir. Şu anda Burggarten içindedir ve oldukça heybetli bir heykeldir.

Goethe Heykeli

Neptün Çeşmesi

Schönbrunn Sarayı’nın bahçesinde harika bir saat eseri olarak Neptün çeşmesini bulabilirsiniz. Deniz ve deniz canlılarının tanrısı olan Neptün (Yunan mitolojisinde Poseidon)’ü, üç çatallı mızrağıyla Rönesans sonrası eserlerde, örneğin Roma Trevi’de görmek mümkündür.

Shönbrunn Bahçesinde Neptün Çeşmesi

Evlilik Çeşmesi (Nikah Çeşmesi) (Vermahlungsbrunnen)

Hoher Markt’ta Tuna Kanalı’nın üç sokak üstünde, görülmeye değer bir barok çeşmedir. Ancak adı çeşme olsa da sudan tasarruf edilmiş ki, anıtsallık daha fazla yer kaplıyor. İmparator Leopold I.’in oğlu Joseph’in katıldığı savaştan sağ olarak dönmesi ve evlenmesine adanmış olan bu çeşme, Joseph ile Mary’nin Başrahip eşliğinde evliliğini tasvir ediyor. Melekler de sütunların etrafında nöbet tutuyor.

Nikah Çeşmesi

Avusturya Çeşmesi (Austariabrunnen)

Freyung’un merkezinde, 1846’da kurulan Avusturya Çeşmesi dikkat çekmektedir. Kaidenin üzerindeki heykeller imparatorluğun dört ana nehrini simgelemektedir. Bu nehirler; Elbe, Vistula, Tuna ve Po.

Avusturya Çeşmesi

Strauss Anıtı

Stadt-Park’ta altın gibi parlayan bir anıt görürseniz, o anıt Viyana’nın gurur duyduğu müzisyen Strauss’a aittir. Orijinali bronz olan bu anıtta Strauss’un bedeni 2011 yılında altın yaldızla kaplanmış. Sanatçı, yüksek bir kaidenin üzerinde, elinde olmazsa olmazı kemanıyla görülebilir.

Strauss Anıtı

Beethoven Anıtı

Beethoven Platz’da, turistik mekanların biraz dışında yüksek bir kaide üzerinde karamsar bir ruh haliyle oturan haldeki Beethoven’ın bu heykeli, görülmeye değer. Kaidenin alt kısmında 9 çocuk figürü vardır. 9 çocuk, 9. Senfoniye ithafen bulunmaktadır. Ayrıca iki Yunan tanrısı da (Prometheus ve Nike) heykelin yanında durmaktadır.

Beethoven Anıtı

Rathausmann

Viyana Belediye Binasının 98 metre boyundaki orta kulesinin en tepe noktasında elinde bir mızrak tutan 5 metre yüksekliğinde zırhlı bir şövalye heykeli bulunmaktadır. F. Gastell tarafından tasarlanan ve usta demirci A. Nehr tarafından yaratılan heykel, Rathausmann olarak bilinir.

Rathausmann (fotoğraf, alıntıdır)

Heykelin bir kopyası, ana kulenin yakınındaki Rathausplatz’da duruyor. Rathausman, Viyana’nın sembolü haline gelmiştir ve belediye binasının bekçisi olarak sembolize edilmektedir.

 

Viyana’nın Parkları

 

Volksgarten

Napolyon’un Hofburg Sarayı’nda kaldığından daha önce bahsetmiştik. Napolyon, imparatorluk sarayı yakınında bir bodrum katı olan Burgbastei’yi yıktıktan sonra 1809’da bu alanı birkaç bahçe oluşturmak için kullanmıştır. Bu parklardan biri olan Burggarten, yalnızca imparatorluk ailesi ve aristokratlar içindi. Diğer park olan Volksgarten ise, 1823’te açıldıktan hemen sonra halkın serbestçe erişilebileceği hale getirilmiştir. Park, 1857’de kalan şehir surlarının yıkıldığı zaman biraz daha genişletilmiştir.

Volksgarten, geometrik çiçek tarhları ve güzel bir gül bahçesi ile düzenlenmiştir. Bir dizi dekoratif çeşme ve anıt, parkın etrafını süslemektedir. Parkta en dikkat çekici anıt, bir Yunan tapınağının kopyası niteliğindeki Theseus Tapınağı’dır. Parkın ortasına 1820 yılında inşa edilen Theseus Tapınağında, çeşitli sanatsal faaliyetler gerçekleştiriliyor.

İmp. Elisabeth (Sisi) Anıtı

Bu parkın içinde ayrıca hemen hemen tüm Avrupa’nın hayran olduğu İmparatoriçe Elisabeth’in anıtı yer alıyor.

Burggarten

Burggarten, Viyana’daki en önemli turistik yerlerini ziyaret ederken uğranılacak mükemmel bir başlangıç ​​noktasıdır. Bu park, Ulusal Kütüphanenin arkasında, Ringstraße’de, Viyana Devlet Operası’na çok yakın bir konumdadır. Ayrıca Hofburg Sarayı’nın Neue Burg kanadının arkasıdır.

Ziyaretçiler parkın içinde restoran, Kelebek Evi ve Palmiye Evi’ni göreceklerdir. Ayrıca parkta küçük bir gölet yer almaktadır. Ünlü Viyana’lı müzisyen Mozart’ın Anıtı bu parktadır. Ayrıca Maria Theresia’nın eşi İmparator Lothringen’in at üstündeki heykeli ile İmparator Franz Joseph’e ait anıt da görülecekler arasındadır.

Mozart Anıtı

Rathaus-Park

Viyana Belediye Binasının önünde, Parlamento Binası ile Viyana Üniversitesi’nin arasında yer alan Ringstraße’ye yakın bir park olan Rathaus-Park, 1967’de açılmıştır. Avusturya Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı olan Karl Renner’i onurlandıran çeşmeler ve çeşitli heykellerle süslenmiştir.

Belediye binasının karşısındaki bu park yaz aylarında açıkhava sineması, konser ve çeşitli festivaller için kullanılırken, Kasım – Aralık aylarında rengarenk Christmas Market alanı haline geliyor. Ayrıca kış döneminde de binanın önüne bir buz pisti oluyor.

Augarten

Viyana’da birçok harika park var ancak en çok ziyaret edilenlerden biri Augarten’dır. Yemyeşil bakımlı çimler, doğal çalılar ile peyzajı gerçekleştirilen park, Viyana sakinlerine şehrin ortasında rahatlamak ve eğlenmek için bir yer sağlamıştır.

Park inşa edilmeden önce, bu alanın tamamı Tuna taşkın alanlarının bir parçasıydı (bu nedenle parkın adı taşkın yatağı (Au) parkına (garten) kelimelerinin birleşiminden oluşur). 1614’te İmparator Matthias, arazinin ilk kullanımında küçük bir av kulübesi inşa etmiş, 18. yüzyılda giderek büyüyerek 52 hektar büyüklüğüne ulaşan park, 1775’te halka açılmıştır. Bu parkta Mozart, Strauss, Schubert ve Beethoven, halka açık konserler vermişlerdir.

Danube Park

Danube Park, çok büyük bir milli parktır. Tuna nehrinin Avusturya ve Slovakya topraklarından da geçmesi nedeniyle, sınır aşan bir parktır. Büyüklüğü 9.300 hektar olup, Viyana’dan Slovakya’ya kadar uzanan bir milli parkın kurulma çabasının ürünüdür.

Gezginler için popüler bir yer olan parkta, içinden geçen Tuna Nehrinde kano veya zodyak kullanmak, bazı tekne turları yapmak mümkündür. Milli park bekçileri ile rehberli turlar yapmak da mümkündür.

Stadt-Park

Diğer adı Viyana Şehir Parkı olan Stadt-Park 65 bin m² alana sahip, hem turistler hem de yerel halk tarafından çok sık ziyaret edilen bir komplekstir. 1862 yılında Viyana’nın ilk halka açık olarak inşa edilen parkıdır.

Wienerwald’dan akan ve Tuna kanalında yer alan küçük bir nehir olan Wien Nehri, bu parkın içinden akmaktadır. Konumu, nehiri ve nehirdeki ördekleri ile birlikte daha da güzelleşen park kompleksi kendine özgü bir cazibeye sahiptir.

Parkın bir ucunda Johann Strauss’ın altın gibi parlayan anıtı 1921 yılında konumlandırılmıştır. Bu parkın diğer ucunda ise Schubert, Bruckner ile Viyana’nın bazı ressamlarının anıtları vardır.

J. Strauss Anıtı

 

 

MALİYE

Devlet, toplum halinde yaşamanın kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkmış, bir kurumsal ve siyasal örgüttür. Toplumsal ihtiyaçların esas olarak devlet tarafından giderildiği bilinmesine rağmen devletle ilgili tartışmalar sürüp gider. Devletin fonksiyonlarının nelerden ibaret olması gerektiği, hatta faaliyetlerine bir sınır çizilip-çizilemeyeceği sürekli olarak sorgulanır.

Devlet kavramının doğması ile birlikte toplumsal ihtiyaçların giderilmesinde kamu ekonomisi faaliyetleri ortaya çıkmıştır. Kamu ekonomisi, piyasa ekonomisi veya karma ekonomi düzenlerinde -nisbi önemi değişebilmekle birlikte- ekonomik yapının iki ana kesiminden biridir. Bu iki kesim bazen bir arada ve birbirlerine rakip olmaksızın bazen de rakip ve birbirlerini dışlayarak toplam üretim düzeyini değiştirecek şekilde faaliyette bulunurlar.

1929 Buhranı ile birlikte önemi giderek artan Maliye bilimi, ekonomide kıt kaynaklara talepte bulunan kamu ekonomisinin gerçekleştirdiği ekonomik faaliyetler olarak gelir elde etme, harcama yapma, gelir-gider dengesizliğini giderme yollarını, kurumlarını, yöntemlerini, sınırlarını ve sonuçlarını ekonomik, sosyal, mali, siyasi ve hukuki yönden inceler. Elinizdeki kitapta, Maliye biliminin kapsadığı tüm bu alanlara ilişkin ayrıntılı bilgiler bulabilirsiniz.

SATIN AL

BİR TÜKETİM VERGİSİ DAHA : DİJİTAL HİZMET VERGİSİ

Bugün, 1 Mart 2020. İlkbaharın, ilk ayının, ilk günü. Bugün itibariyle tüketim vergilerimizin arasına Dijital Hizmet Vergisi adında yeni bir vergi katıldı.

7.12.2019 tarih ve 30971 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7194 sayılı “Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile Dijital Hizmet Vergisi ihdas edildi ve işte bu verginin uygulanmasına ilişkin maddelerin yürürlük tarihi de, 1 Mart 2020 olarak hükme bağlandı.

Çok Uluslu Dev Şirketler için Bir Küresel Vergi Örneği

Türkiye’den 20 milyon TL üzerinde gelir elde eden Google, Amazon, Facebook, Youtube, Playstation, Apple, Netflix gibi ABD kökenli teknoloji devlerini etkileyen bu verginin henüz dünyada bir örneği, uluslararası karşılaştırmaya olanak tanıyacak bir versiyonu yok. Bu vergi ile dünyada ilk’iz. Vergi uygulamasının sonuçları ve yaratacağı etkiler, Dijital Hizmet Vergisini uygulamayı planlayan Fransa, İngiltere, İtalya, Kanada, Polonya, İspanya ve Çekya gibi ülkelere de örnek olabilir.

Dijital Hizmet Vergisi çok uluslu dev teknoloji şirketlerinin Türkiye’den elde edecekleri dijital hizmet hasılatlarını vergileme amacını taşıyor. Dolayısıyla mükelleflerin çok uluslu şirketler olduğu uluslararası nitelikte bir vergiye tek başımıza imza atmış bulunuyoruz. Ama bu tür vergilerin, çok uluslu şirketlerin verginin caydırıcılığı karşısında hizmet sunumunu kesme yolunu seçmelerinin önüne geçebilmesi için, mutlaka küresel nitelikte olması, tüm ülkeler tarafından da uygulanması gerekir. Aksi halde, çok uluslu şirketlerin faaliyetlerini Türkiye dışında yüzlerce ülkede vergisiz bir şekilde gerçekleştirme şansı var.

Aslında Fransa, Dijital Hizmet Vergisini 2019 yılında, oranı %3 olacak şekilde uygulamaya sokacaktı. Ancak ABD, Aralık 2019’da bu verginin uluslararası vergilendirme ilkeleriyle bağdaşmadığı ve ABD şirketleri aleyhine uygunsuz bir vergi yükü oluşturduğu gerekçeleriyle soruşturma başlattı, Fransa da iki ülke arasında ticari ilişkilerin bozulmaması amacıyla bu vergiyi uygulamaktan vazgeçti.

Bir Tüketim Vergisi daha..

Türk vergi sisteminin bünyesindeki tüketim vergileri oldukça kalabalık. KDV, ÖTV, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, Şans Oyunları Vergisi, Özel İletişim Vergisi, 1 Nisan 2020’de yürürlüğe girecek olan Konaklama Vergisi gibi. Bu kalabalık tüketim vergisi grubuna bugün de bir yenisi, Dijital Hizmet Vergisi eklenmiş oldu.

Tüketim vergileri, objektif karakterli (mükellefin şahsi ve ailevi özelliklerini dikkate almayan) oldukları için adaletli değildir ama rantabldır. Aynı zamanda tüketiciye yansıma şansı yüksek olduğu için, vergileme ile hedeflenen adalet amacından uzaklaşılabilir. İdare vergiyi, kanuni vergi mükellefinden tahsil edemese de, gerçek vergi taşıyıcısından tahsil eder ve vergi hasılatında herhangi bir değişiklik ortaya çıkmaz.

Vergilemede etkinliğin sağlanıp adalet amacından uzaklaşılması, tüketim vergilerinde sıklıkla ortaya çıkan bir durumdur. Böyle bir risk, bir tüketim vergisi olan Dijital Hizmet Vergisi için de geçerlidir. Fransa’nın, Dijital Hizmet Vergisini uygulamamasının bir başka nedeni, vergi yükünün halkın üzerinde kalma ihtimaliydi. Deloitte’nin 2019 yılında Fransa vergi sistemine dair hazırladığı rapora göre, böyle bir vergi uygulandığında, verginin dijital hizmet sağlayıcılar üzerindeki yükü %5’de kalırken, halk üzerindeki yükü ise %55 olacaktı.

Türkiye’de, tüketim vergileri gibi dolaylı vergilerin vergi hasılatı içindeki payı 2019 yılında %67 olarak gerçekleşti. Bugün itibariyle bir tüketim vergisi daha sisteme girdiğine göre 2020’de dolaylı vergilerin payı daha da artabilir. Oysa gelişmiş ülkelerde rantabl ama adil olmayan dolaylı vergilerin payı %30 civarıdır. Vergi sistemine tüketim vergileri hakim oldukça, vergilemede etkinlik amacı gerçekleştirilirken, adalet amacından uzaklaşılır.

Şimdi bir tüketim vergisi çeşidi olan Dijital Hizmet Vergisini yakından tanıyalım.

Dijital Hizmet Vergisinin Konusu ve Kapsamı

Dijital Hizmet Vergisi Kanunu (D.H.V.K.) m. 1/f-1’de verginin konusu, Türkiye’de sunulan aşağıdaki hizmetlerden elde edilen hasılattır:

a) Dijital ortamda sunulan her türlü reklam hizmetleri (reklam kontrol ve performans ölçüm hizmetleri, kullanıcılarla ilgili veri iletimi ve yönetimi gibi hizmetler ile reklamın sunulmasına ilişkin teknik hizmetler dahil),

b) Sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin (bilgisayar programları, uygulamalar, müzik, video, oyunlar, oyun içi uygulamalar ve benzerleri dahil) dijital ortamda satışı ile bu içeriklerin dijital ortamda dinlenmesine, izlenmesine, oynanmasına veya elektronik cihazlara kaydedilmesine veya bu cihazlarda kullanılmasına yönelik dijital ortamda sunulan hizmetler,

c) Kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamların sağlanması ve işletilmesi hizmetleri (kullanıcılar arasında bir mal veya hizmetin satılmasına veya satılmasının kolaylaştırılmasına yönelik sunulan hizmetler dahil).

Burada sıralanan (a), (b) ve (c) şıklarında sayılan hizmetler (D.H.V.K. m.1/f-1) ile ayrıca D.H.V.K. m.1/f-2’ye göre, bu hizmetlere yönelik dijital ortamda dijital hizmet sağlayıcıları tarafından verilen aracılık hizmetleri de Dijital Hizmet Vergisine tabi.

Görüldüğü üzere (a) şıkkında; arama motoru reklamları, bannerlar, video izleme öncesi, sırası ve sonrasındaki reklamlar, elektronik cihazların yazılımları aracılığıyla çevrimiçi iletilen reklamlar, pop-up’lar, reklam kontrol ve performans ölçüm hizmetleri, kullanıcılarla ilgili veri iletimi ve yönetimi gibi hizmetler, reklamın sunumuna ilişkin teknik hizmetler,

(b) şıkkında; elektronik cihazlarda (bilgisayar, tablet, cep telefonu, akıllı bileklik gibi) kullanılan program, yazılım ve uygulamaların, sinema filmi, dizi, video, resim, grafik, makale, gazete gibi görüntü, ses ve metin dosyası içeriklerinin, oyunlar, oyun ek paketleri, kodları ve benzerlerinin dijital ortamda satışı.

(c) şıkkında ise; sesli, yazılı ve görsel içerik paylaşımı ve yorumu ile kullanıcıların birbirleriyle etkileşimini içeren dijital ortamların sağlanması, işletilmesi ile kullanıcılar arasında bir mal veya hizmetin satılması veya satılmasının kolaylaştırılması hizmetleri, verginin konusunu oluşturuyor.

Böylelikle dijitalleşen hayatımızda çoğu zaman varlığına ne zaman alıştığımızı hatırlamadığımız, gündelik hayatın içindeki her türlü sesli, görsel, işitsel unsurları ve hizmetleri sağlayanlar için ihdas edilen bir vergi ile karşı karşıyayız.

Dijital Hizmet Vergisinin Mükellefi ve Sorumlusu

Bu verginin mükellefi, dijital hizmet sağlayıcılarıdır. Muaflık sınırı üzerindeki tüm dijital hizmet sağlayıcılarının, gelir ya da kurumlar vergisi bakımından tam mükellef olup olmaması, dar mükellefiyette söz konusu faaliyetleri Türkiye’de bulunan iş yeri veya daimi temsilcileri aracılığıyla gerçekleştirip gerçekleştirmemesi, vergi mükellefiyetine etki etmiyor (D.H.V.K. m. 3/f-1).

Dijital Hizmet Vergisi, Tüketici Üzerinde Kalabilir…

Dijital Hizmet Vergisinin mükellefiyetini düzenleyen D.H.V.K. m. 3/f-2’ye göre; mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, iş yerinin, kanuni ve iş merkezlerinin bulunmaması durumunda ve gerekli görülen diğer durumlarda Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanlar ile işleme ve ödemeye aracılık edenleri, verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.

Bu maddeden anlaşıldığı üzere; verginin tüketici üzerinde kalma olasılığı yükseliyor. Zaten tüketim vergileri, piyasa mekanizması içinde tüketiciye yansıma şansı olan vergilerdir. Bu tür tüketim vergileri bazı durumlarda kanun koyucunun iradesine bağlı olarak tüketici üzerinde kalabilir. Kanunun bu maddesi, Türkiye’de işyeri vb. bulunmayan bir şirketten yapılan alışveriş sonucunda, banka aracılığıyla ödeme esnasında tüketiciden KDV’nin yanında ayrıca Dijital Hizmet Vergisi de alınmasının yolunu açıyor. Halihazırda yabancı dijital mağazalarda banka aracılığıyla ödemede KDV tahsilatı yapılıyordu ve aynı uygulamanın Dijital Hizmet Vergisi için geçerli olmaması için bir gerekçe yok.

Vergi Mükellefiyeti ve Konusunun Sınırlandırıldığı Durumlar

Her vergide olduğu gibi Dijital Hizmet Vergisinde de muaflık ve istisnalar var. Dijital Hizmet Vergisinin en önemli muaflığı, belli düzeyde hasılat elde eden mükellefler içindir. Türkiye’de elde edilen hasılatı 20 milyon TL’den veya dünya genelinde elde edilen hasılatı 750 milyon Euro’dan veya muadili yabancı para karşılığı TL’den az olan dijital hizmet sağlayıcıları, bu vergiden muaftır (D.H.V.K. m. 4/f-1). Ancak burada bahsedilen tutarların her ikisinin de aşılması halinde muafiyet sona erer ve tutarların aşıldığı vergilendirme dönemini takip eden dördüncü vergilendirme döneminden itibaren Dijital Hizmet Vergisi mükellefiyeti başlar (D.H.V.K. m. 4/f-2). Dolayısıyla bu vergi, Türkiye’den 20 milyon TL’nin üzerinde hasılat elde eden şirketleri kapsıyor.

Dijital Hizmet Vergisi D.H.V.K. m. 4/f-6’ya göre; üzerinden özel iletişim vergisi alınan hizmetler, bankacılık hizmetleri, Ar-Ge faaliyetleri sonucunda oluşturulan ürünlerin satışı ve bu ürünler üzerinden sunulan hizmetler, vergiden istisna edilmiştir.

Vergi Dijitalse, Beyan ve Ödeme de Elektronik Olur…

Gelir İdaresi Başkanlığı, bu verginin uygulanmasına yönelik usul ve esasları belirlemek için Şubat ayı içerisinde bir tebliğ taslağı hazırladı ve 28.2.2020 itibariyle güncelledi.

Tebliğ taslağına göre dijital hizmet sağlayıcıları, mükellefiyetlerini Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı nezdinde elektronik ortamda tesis ettirmeliler. Bu kapsamda, dijital hizmet sağlayıcıları, ilk kez verecekleri dijital hizmet vergisi beyannamesini vermeden önce, Gelir İdaresi Başkanlığının www.digitalservice.gib.gov.tr adresinde yer alan formu doldurmalılar. Bu formun elektronik ortamda doldurulup onaylanması üzerine, Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı nezdinde, dijital hizmet sağlayıcısı adına “Dijital Hizmet Vergisi Mükellefiyeti” gerçekleşmiş olacak.

Dijital Hizmet Vergisi, beyannameye dayalı olarak tarh olunan bir vergi. O nedenle mükellefler beyannamelerini, vergilendirme dönemini takip eden ayın son günü akşamına kadar verecek ve vergi de aynı sürede ödenecek (D.H.V.K. m. 6/f-1, 2).

Verginin Oranı ve Hesaplanması

Dijital Hizmet Vergisinin oranı oldukça yüksek olup %7,5’tir (D.H.V.K. m. 5/f-3). 1 Nisan 2020’de İngiltere’nin yürürlüğe sokmayı planladığı dijital hizmet vergisinin oranı, %2’dir. Uygulamadan vazgeçen Fransa’da bu verginin oranı %3’tü.

Ancak Cumhurbaşkanı bu oranı, hizmet türleri itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte %1’e kadar indirmeye, iki katına kadar arttırmaya yetkilidir (D.H.V.K. m. 5/f-5).

Bu verginin matrahından gider, maliyet ve vergi adı altında indirim yapılmaz. Dijital Hizmet Vergisi, fatura ve fatura yerine geçen belgelerde ayrıca gösterilmez (D.H.V.K. m. 5/2).

Vergi Güvenliği Gereği, Erişim Engellenebilir…

Dijital Hizmet Vergisinde vergi güvenliği kapsamında, bu vergiye ilişkin beyanname verme ve ödeme yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeyen mükelleflere tebligat, elektronik posta veya diğer tüm iletişim araçları aracılığıyla ihtarda bulunulur. Bu durum Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesinde ilan edilir (D.H.V.K. m. 7/f-1).

İlan tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmeyen mükelleflerin sunmuş oldukları hizmetlere erişimin, yükümlülükler yerine getirilene kadar engellenmesine karar verilebilir. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından verilen engelleme kararı sonrasında bu karar, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderilir. Engelleme kararlarının gereği, bilirimden itibaren 24 saat içinde erişim sağlayıcıları tarafından yerine getirilir (D.H.V.K. m. 7/f-2).

Dijital Hizmet Vergisinde vergi güvenliğinin getirdiği erişim engelinde eğer artış gerçekleşirse, bu vergiye olan uyumun düşük düzeyde kaldığı, beklenen hasılatın da sağlanamayacağı ortaya çıkar.